Oyuna katıl, kendini keşfet
Kasım 8, 2009
Tiyatrocu Aslı İçözü geçen yıldan beri “kendini fark etme” eğitimi veriyor. Bu eğitim temel olarak beden dilini iyi ve doğru kullanma amaçlı. İçözü “Oyuna Davet” adını verdiği bu projeyi daha önce akademisyenler üzerinde de uygulamıştı, yeni öğrencileri ise ev kadınları.
En son Şişli Belediyesi Çevre Gönüllüleri’nin organizasyonu sonucu ev kadınlarıyla buluşan İçözü, sosyoekonomik seviyesi düşük olan ev kadınları ve çocuklara yönelik çalışıyor çünkü buna daha çok onların ihtiyacı olduğunu ve yönlendirilmeleri gerektiğini düşünüyor. Gönüllüler sayesinde ulaşılması düşünülen kadın sayısı üç bin. Maddi durumu iyi olanlardan alınan kurs ücretleri sayesinde parası olmayanların da bu projeden yararlanması sağlanıyor. İçözü ayrıca her hafta Çocuk Esirgeme Kurumu’ndaki çocuklarla çalışıyor. Bu kursların sürekli düzenlendiği bir yer yok, her kurum kendi bünyesinde programlar düzenleyip İçözü’nü davet ediyor.
Bu projeye ne zaman başladınız?
Çapa Tıp Fakültesi’nin teklifi üzerine geçen yıl başladım. Dünyanın her yerinde bu tip programlar uygulanıyor. Çünkü gündelik yaşamda kendimizin farkında olamıyor, kendimizi yeterince ifade edemiyoruz. Bu oyun sayesinde bedenimizle barışıp, yaratıcılığımızı yeniden keşfedebiliyoruz.
Bu programlar ne kadar sürüyor?
8-12 saat arası değişiyor. Ev hanımlarıyla sekiz saat çalıştık. Geçen hafta Çocuk Esirgeme Kurumu’ndaki çocuklarla dört saat, Cerrahpaşa’daki doktorlarla 12 saat çalıştık.
Programdaki egzersizlerin hepsi birer oyun mu?
Benim oyun olarak nitelendirdiğim şeyler, yaklaşık 600 doğaçlama çalışmadır. Bunlar tiyatro eğitiminde de vardır. Çocuklukta da her şey oyunla öğrenilir ve belleklere daha köklü bir şekilde yerleşir. Bu egzersizlerin içinde çocuk oyunu olan körebe ve saklambaç da var.
Bu oyunların ne gibi yararları oluyor?
Gündelik hayatta aklımız bedenimizin önüne geçiyor. Sezgilerimizi hiçe sayıyoruz, beden dilimizi kullanmıyoruz. Bu oyunlar grupla iletişim kurmayı, kendinin farkında olmayı sağlıyor. Katılımcılar güvensiz oldukları noktaları keşfediyorlar. Örneğin Cerrahpaşa ve Çapa’daki akademisyenler ders verirken vücut dilini kullanmayı unuttuklarını, sağlıklı iletişim kuramadıklarını fark etmişler. Onlarla yaptığımız çalışmalarda tamamen beden kontağı üzerine yoğunlaşıyoruz.
En çok kimin bu programa ihtiyacı var?
Ev hanımlarının. Çünkü onlar çalışmadıkları için aile bireylerinin tüm sorumluluklarını üstleniyorlar. Kendilerinin hiç farkında değiller ve kendilerine değer vermiyorlar.
Sedef ALTINTAŞ, Milliyet Gazetesi, 13 Ocak 2004